Kanserden Korunmak Mümkün!

Globocan verilerine göre dünya’da yıllık 14.1 milyon yeni kanser vakası görüldüğünü, 8.2 milyon kişinin kanserden öldüğünü ve 32.6 milyon insanın kanser tanısıyla yaşadığını ifade eden Uzman Dr. Ömer Diker, kansere neden olan etmenler hakkında bilgiler verdi

Sigara kullanmamak ömrü uzatıyor

Sigarayı bırakmanın herhangi bir halk sağlığı aktivitesinden daha fazla oranda hayat kurtardığını ve ömrü uzattığını ifade eden Uzm. Dr. Ömer Diker, sigaranın gırtlak, yutak, yemek borusu, ağız içi, böbrek, idrar torbası, pankreas ve akciğer kanserleri ile direk ilişkili olduğunu, sigara dumanına maruz kalan pasif içici bireylerde de bu risklerin mevcut olduğunu belirtti.

Uzm. Dr. Ömer Diker: “Puro ve pipo kullananlarda ağız, yutak, gırtlak ve yemek borusu kanseri daha sık görülüyor”

Sigara çeşitleri olan “Light sigara” ya da “düşük tar” sigara içiminin güvenli olmadığını söyleyen Uzm. Dr. Ömer Diker, kullanıcıların bu sigaraları daha derine ve daha sık olarak içine çekme eğiliminde olduklarını belirtti.  Uzm. Dr. Ömer Diker konu ile ilgili şöyle devam etti: “Ayrıca pipo ve puro kullanımının daha güvenli olduğuna dair yaygın inanış mevcut olmakla birlikte; bunun yanlış olduğu iyi bilinen bir gerçektir.  Kullanım şeklinin farklılığına bağlı olarak ağız, yutak, gırtlak ve yemek borusu kanserleri, normal sigara içici bireylere göre puro ve pipo içen kişilerde daha sık gözlemlenir. ”

Obezite, rahim, meme ve bağırsak kanserleri nedeni

Fazla kilolu veya obez olmanın özellikle ABD’de ve Avrupa’da sigaradan sonra en önemli kanser nedeni olarak kabul edildiğini ifade eden Uzm. Dr. Ömer Diker: “Öncelikli olarak fazla kilolu olmak ve obezitenin tanımına bakacak olursak, vücut ağırlığı (kg)/Boy² (m²) ile elde edilen değere “Beden Kütle İndeksi” adı verilir.  Beden kütle indeksinin 25 – 30 kg/m² olması “Fazla Kilolu”, > 30 kg/m² olması ise “Obezite” olarak ifade etmektedir.  Obez ve fazla kilolu olmak çeşitli mekanizmalar ile kansere neden olmaktadır.  Hormon metabolizmasında meydana gelen değişikliklerle, rahim, meme, prostat ve bağırsak kanserlerine sebep olurken, artmış mide reflüsü nedeniyle yemek borusu kanserlerine yol açmaktadır” dedi.

Haftada en az 150 dakika orta derece zorlayıcılıkta egzersiz yapın

Fiziksel aktivitelerin meme, bağırsak, rahim ve prostat kanserlerinde koruyucu rolü olduğunu belirten Uzm. Dr. Ömer Diker, yine bu kanserleri geliştirmiş bireylerde fiziksel aktivitenin artırılmasıyla yaşamı uzattığına dair de elde verilerin olduğunu ifade etti.  Düzenli egzersiz yapmamanın tüm kanserlerin yüzde 5’ine neden olduğu da düşünüldüğünde, herkesin haftada en az 150 dk. süren orta derece zorlayıcılıkta egzersiz yapmasının hem kalp sağlığı hem de kanser açısından önemli kazanımlara neden olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Ömer Diker, kilo kontrolü ve egzersizin yanında sağlıklı bir diyet uygulamanın kanserden koruduğuna dikkat çekti.

 

Kanserden korunmak için meyve, sebze, baklagil ve tahıl  tüketimi önemli

Rahim, meme, prostat ve bağırsak kanserlerinin Kuzey Amerika ve Avrupa’da, Asya’ya göre daha sık görüldüğünü söyleyen Uzm. Dr. Ömer Diker, Asya’dan bir bireyin bu bölgelere göç etmesi durumunda bu kanserlerin sıklıklarının, yemek alışkanlıklarındaki değişimlerle birlikte arttığını ifade etti. Bu gözlemlerin ayrıca hayvan deneylerinde takip edilen yemek düzeninin kanser sıklığını değiştirmesinin, kanserin gelişiminde önemli bir rolü olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Ömer Diker, düşük yağlı diyet, kırmızı etin az tüketildiği, meyveden ve sebzeden zengin, baklagillerin, tahılın yoğunluklu olarak tüketildiği diyetlerin potansiyel faydalara sahip olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Bu potansiyel faydaların gerçek hayata dair verileri bir parça kısıtlıdır.  Eldeki en önemli veri, meme kanseri olan ve tamamlayıcı tedavi alan bireylerde (> 2400 hasta) yapılan çalışmada, düşük yağlı diyetin sağkalım avantajı göstermesinden gelmektedir.  Eldeki veriler ışığında, kırmızı etin az, meyve ve sebzeden zengin, baklagillerin, tahılın yoğunluklu olarak tüketildiği düşük yağlı diyetler, kanserden korunmak için belirgin kazanımlar sağlayacaktır. ”

Az miktarda alkol tüketimi bile kanser riskini artırıyor

Günde 1 kadeh alkol tüketiminin kalp üzerine koruyucu etkileri görülebildiği gibi özellikle meme kanserinde de artışa neden olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Ömer Diker, alkol ve karaciğer kanseri arasındaki ilişkinin de çok eskilerden beri bilinen bir ilişki olduğunu ifade etti.  Ayrıca sigara içen bireylerde eşlik eden alkol tüketiminin, baş ve boyun tümörlerine yol açtığını belirten Uzm. Dr. Ömer Diker, kadınlarda yapılan ve 2009 yılında Amerikan Kanser Enstitüsü Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmada da belirtildiği üzere, günlük bir kadeh alkol tüketiminin meme, yutak, bağırsak, yemek borusu, gırtlak ve karaciğer kanserlerinde artışa neden olduğunu söyledi.

Çocukluk çağındaki güneş yanıkları cilt kanserine neden oluyor

Yapılan araştırmalar sonucunda güneş ışınlarının cilt kanserini artırdığına dair bulgular olduğunu da söyleyen Uzm. Dr. Ömer Diker, çocukluk çağlarında gelişen ciddi güneş yanıklarının en agresif kanser türü olan cilt kanserlerini artırdığı bilgisini verdi. Uzm. Dr. Ömer Diker, solaryum merkezlerindeki uygulamaların da kanser riskini arttırdığını, bireylerin güneşin en yoğun olduğu saatlerde gerekli olmadıkça dışarıya çıkmaması, çıkılması durumunda güneşten korunmak için kıyafetler giyilmesi ve en az 25 – 30 faktörlü güneş koruyucu kremler kullanılması gerektiğini belirtti.

Hepatit B ve Hepatit C virüsleri kanser nedeni

Hepatit B, Hepatit C virüsleri karaciğer kanserlerine neden olurken, Hepatit B için yapılan rutin aşılama programları nedeni ile bu durumun giderek azaldığı bilgisini veren Uzm. Dr. Ömer Diker, Hepatit C için henüz mevcut aşı olmadığını, bu virüslerin kan yolu, cinsel yol ve anneden bebeğe hamilelikte geçiş yolu ile bulaştığını ifade ederek, diğer enfeksiyonlarla ilgili olarak şöyle devam etti: “En dikkat çekici olan Human Papilloma virüsüdür (HPV).  HPV rahim ağzı kanserleri, baş ve boyun kanserleri ve genital bölge cildindeki kanserlerin temel etkenidir.  Direk temas ve cinsel yolla bulaşır. Günümüzde artık HPV için de aşı mevcuttur.  Aşılama 9 – 26 yaş arasında hem kız çocuklarına hem de erkek çocuklarına önerilmektedir.  Özellikle rahim ağzı kanserinde bu aşılama ile yüzde 70 oranında bir azalma beklenmektedir.  Helicobacter pylori ise mide kanserlerinin önemli bir etkenidir.  Toplumlarda yaklaşık yüzde 80 – yüzde 85 pozitifliği bulunan bu bakterinin özellikle Asya ülkelerinde yapılan eradikasyon çalışmalarının, mide kanseri sıklığını değiştirmediği gösterilmiştir.  Bu nedenle bu bakterinin varlığı durumunda kanser riskini azaltmak için antibiyotik verilmesinin pozitif bir katkısı mevcut değildir. ”

Elektronik aletler ve cep telefonları kansere neden olmuyor

İyonize radyasyonun kişinin genetik yapısında neden olduğu hasarların etkilerinin, özellikle Japonya’da atılan atom bombalarında veya Çernobil felaketinde gözlemlenebilindiğini söyleyen Uzm. Dr. Ömer Diker, bu tip radyasyonun meme, akciğer, yemek borusu, idrar torbası, bağ doku ve beyin tümörleri ile lösemiye neden olduğunu ve günlük hayatta kişilerin bu dozda iyonize radyasyona maruz kalmadığını ifade etti.  Elektronik aletlerinin ve cep telefonlarının elektromanyetik radyasyon yaydığına da değinen Uzm. Dr. Ömer Diker, bu alanda geniş ölçekte yapılmış Interphone, Million Women ve Danimarka adında 3 büyük çalışma olduğunu, çalışmalarda cep telefonu kullanımı ile beyin tümörleri arasındaki ilişkinin araştırıldığını, 3 çalışmada da herhangi bir risk artışı gözlenmediğini ifade etti.   

Kanserden korunma önerileri;

·        Sigara kullanmayın

·        Normal vücut ağırlığını koruyun

·        Egzersiz yapın

·        Sağlıklı gıdalar tüketin

·        Alkol kullanmayın

·        Güneşten korunun

·        Hepatit B ve HPV açısından aşı yaptırın

Bir önceki yazımız olan D vitamini hastalıklara kalkan başlıklı makalemizde Araştırma, d vitamini ve SAĞLIK Haberleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir